Madrid’in sokaklarında, genci gençliğe vuran bir heyecanla yoldan çekip duruyor adam. Marin Viscona’nın kıvırcık saçları rüzgârda uçuşurken, gözlerindeki o masum aymazlık yerini çıldıran arzulara bırakıyor. Araç aniden duruyor; kapılar sertçe açılıyor, bedenler birbirine yapışıyor. Marin’in dar tişörtü altından hafifçe kabaran göğüsleri, adamın elleriyle buluşurken nefesler hızlanıyor.
İlk dokunuşlar sert ve açgözlü. Adamın parmakları incecik beli çiziyor, yukarı doğru kayarken etek eteğin üstüne kalkıyor; tüylerin ürperttiği o an başlıyor. Yarağını çıkarıp önündeki bu av hayvanının amcığını arşınlarken gözleri parlıyor. Marin dizlerinin üzerine çöküyor, sıcak nefesi yarağın dibinde patlayınca önünde titreyen amcık iyice ıslanıyor, sakso çekmeye başladığında adamın suratında kocaman bir serseri gülümseme beliriyor.
Yarak derinlere inerken boğazında hissettiği baskı onu delirtiyor. Tükürüğünü arttırıyor, emiş gücüyle yumuşacık dudaklarını sıkarak yarak yalayıp içeri çekiyor. Adam artık dayanamayacak halde; direksiyona yaslanıp kalçasını ritmik hareketlerle iterken “Amını sökerim,” diye hırlıyor. Marin anlıyor neyin içine girdiğini; amcığına her dalışta bedeninde minik elektrik akımları geziniyor.
Dizlerinin üstünden kalkmadan aniden yana dönüyor; sertçe dayama yapıp kalçalarını kaldırarak yarakla güçlü bir şekilde oynuyorlar. Yarağın ucuyla delicesine ovuşturduğu o amcık kızgınlaşmış, her kasılmada daha da ıslanıyor ve kendini bırakmaya hazırlanıyor. Derin nefesler arasında adam sinirli sinirli bağırıyor: “Dayıyorum sana seni!” diye.
Sonunda dayanılmaz bir doruğa ulaşıyor, corposu kasılıp titriyor. Yarağı boynu sıkarken itilmiş amcığın içinde patlamak üzereyken “Seni deli gibi sikicem!” diye hırsla bağırıyor ve boşalırken sıcak sıvısı şehvetle dolan amcığın içine fışkırıyor. Marin hemen sonra gevşeyip yere yığılırken göğsüne inleyen tüylerin arasında varlığını hissediyor; ikisi de bu geceyi unutamayacak kadar çılgınca yaşadıktan sonra sessizce toparlanıp tekrar Madrid’in karanlığına karışıyorlar.